Etiketler

rss

Sinsi Hastalık Glokom Körlüğe Yol Açabiliyor

18 Mayıs 2012 tarihinde dunyagoz tarafından yayınlandı

shutterstock 27520633 300x200 Sinsi Hastalık Glokom Körlüğe Yol Açabiliyor
Sabah belirginleşen baş ağrıları, göz çevresi ağrıları, zaman zaman bulanık görme, geceleri ışıkların etrafında renkli halkalar görme ve televizyon izlerken göz etrafında ağrı… Dünyagöz Etiler’den Prof. Dr. Can Üstündağ, çok ciddiye alınmayan tüm bu şikayetlerin,  görme kaybına neden olan sinsi hastalık glokom’un diğer bir adıyla göz tansiyonunun habercisi olabileceğini ancak çoğunlukla hiçbir belirti vermeyeceğini söylüyor. Üstündağ, herhangi bir belirti olmasa da yılda bir kere göz tansiyonunun ölçülmesi gerektiği konusunda da uyarıyor.

Özellikle son yıllarda sık duyduğumuz göz hastalıklarından biri haline gelen glokom (göz tansiyonu), ağırlıklı olarak 40 yaş üstü kişilerde görülmekle beraber bilinenin aksine yeni doğan bebekler dahil her yaştan insanı tehdit ediyor. Dünyagöz Etiler’den Prof. Dr. Can Üstündağ, glokomun erken tedavi edilmediği takdirde ciddi görme kayıplarına yol açtığını ifade ederek artan göz içi basıncının gözdeki sinir hücrelerine zarar vermesiyle hastalığın oluştuğuna dikkat çekiyor.

Glokomun erken teşhis edilip hiç zaman kaybetmeden tedavisine başlanmasının görme duyumuzun korunabilmesi için önemli olduğunu söyleyen Dünyagöz Etiler’den Prof. Dr. Can Üstündağ, hastalığa ilişkin şu bilgileri veriyor: “Glokom, gözde yavaşca kendini hissettirmeden başlar ve ilerler.  Belirtiler ortaya çıktığında ise hızlı seyrederek görme sinirlerinde onarılması mümkün olmayan tahribata ve sonunda geri dönüşümü olmayan görme kaybına yol açar. Sıklıkla 40 yaş üstünde görülen bir hastalık olmasına rağmen yeni doğan bebekler dahil her yaşta görülebiliyor.”

KİMLER RİSK ALTINDA?

Glokom’un ortaya çıkma nedenleri arasında ilk sırada genetik yatkınlık geliyor. Ailesinde glokom öyküsü olan kişilerde hastalığın görülme riski de artıyor.  Bunun yanı sıra hastalığı tetikleyen pek çok faktör bulunuyor. Prof. Dr. Üstündağ bu faktörleri şöyle özetliyor: “40 yaş üstünde olanlar, şeker ve tansiyon hastaları, yüksek miyop ya da hipermetrop hastalar ve migreni olan kişiler risk grupları arasında yer alıyor. Bunun yanı sıra göz yaralanmaları, uzun süreli kortizon tedavisi de hastalığı tetikleyen unsurlar arasında.”

YILDA BİR KEZ GÖZ TANSİYONU ÖLÇÜLMELİ

Erken ve özel tetkiklerle yapılan doğru teşhisin hastalığın tedavisi için büyük önem taşıdığını belirten Prof. Dr. Üstündağ, bu tedavi yöntemlerini şöyle anlatıyor: “Hastalığın erken teşhisi önemli. Bu nedenle herhangi bir belirti olmasa da yılda bir kere göz tansiyonunun ölçülmesi gerektiği konusunda hastalarımızı uyarıyoruz.  Glokom, üç yolla tedavi edilebilir. Öncelikle hastanın göz tansiyonu gözdeki sıvının üretimi kısılarak ya da çıkışı artırılarak düşürülür. Bu iki yöntem için kullanılan ilaçlar vardır. Bu ilaçlar, her gün belirli aralıklarla alınan ve de hayat boyu kullanılan ilaçlardır. İlaç tedavisine rağmen hastanın, göz tansiyonu düşmüyor ve görme alanı daralıyorsa; uygulanacak tedavi yöntemi ameliyattır. Ameliyat sonrası çoğunlukla glokom hastalığı ortadan kalkar. Göz tansiyonu tedavisinde lazer ışını çeşitli amaçlarla kullanılabilir. Lazerin göz tansiyonu tedavisindeki bir diğer kullanım alanı ise gözün dış kısmındaki, renkli kısmın çevresindeki beyaz bölgeye yapılan lazer uygulamasıdır. Glokom tedavi edilmediği taktirde körlükle sonuçlanabilir.”

Göz kremini doğru kullanıyor muyuz?

08 Mayıs 2012 tarihinde editor tarafından yayınlandı

GOZ ESTETIGI 200x300 Göz kremini doğru kullanıyor muyuz?Göz kremi kullanıyor musunuz? Peki, satın aldığınız kremin göz çevreniz için en doğrusu olduğunu nasıl anlarsınız? Göz kremi kullanmaya ne zaman başlamalısınız? Tüm bu soruların ve daha bir çoğunun cevabını Dr. Akın Banaz’dan aldık.
Göz kremleri ciltte nasıl etki ediyor?

-Birçok kişi göz kremini, göz etrafında görülen ilk kırışıklık, şişkinlik, morluk veya gözaltı torbalarını gidermek için kullanıyor. Ancak göz kremi yalnızca göz etrafındaki derinin yaşlanmasını geciktirir; kırışıklık veya gözaltı torbalarını tamamen yok edemez.

Kremler hangi durumlarda gözlerimize zarar verebilir?

-Göz kremi yerine yüz kremi kullanılması, gözlere zarar verebilecek nedenlerden biridir. Vücudun diğer bölgelerinden farklı olan göz etrafındaki deri çok incedir ve fazla besin yükü kaldırmaz. Göz kremi, cilt tarafından kolayca emilmeli ve cilde gerekli besinleri sağlamalıdır. Bu nedenle göz kremi yerine yağlı yüz kremi kullanılmamalı, göz çevresindeki cilde gereksiz yere yüklenilmemesi gerekir.

Bu ürünleri kullanırken en çok neye dikkat edilmeli?

-Göz kreminin gözün yalnızca dış köşesinde kullanılması da yapılan bir diğer yanlıştır. Birçok kişi göz kremini, gözlerin dış köşelerine daha kolay kırışıklık meydana geldiği için bu bölgelere yönelik kullanıyor. Ancak göz kapaklarına yönelik bakım da ihmal edilmemelidir. Birçok çeşidi bulunan göz kremleri, farklı yaşlardaki kişilere ve farklı sorunlara yöneliktir. Bu nedenle göz kremi almadan önce göz çevresindeki ciltte ne gibi sorunların bulunduğu bilinmeli ve uygun krem tercih edilmelidir.

Göz kremi en doğru şekilde nasıl uygulanmalı?

  • Göz kremi, yüzük parmağının ucuyla hafif dokunuşlarla uygulanmalı.
  • Göz kremini uygulamaya gözle burnun birleştiği noktadan başlanmalı.
  • Uygulamaya kaş altından devam ederek tam tur atılmalı ve burun kenarında sonlandırılmalı.

 

Obezite ve Sigara Sarı Nokta Hastalığına Neden Oluyor.

24 Nisan 2012 tarihinde dunyagoz tarafından yayınlandı

sarınokta Obezite ve Sigara Sarı Nokta Hastalığına Neden Oluyor.

Aşırı şişmanlık, sigara, yüksek tansiyon gibi etkenler halk arasında sarı nokta olarak bilinen makula dejenarasyonu, hastalığına neden oluyor. Sarı nokta, yüzde 95 oranında görme kaybına neden olabiliyor. Sarı nokta hastalığı ya da yaşa bağlı görme kaybı olarak da adlandırılan makula dejenarasyonu, toplumda 55 yaşından sonra oldukça sık görülüyor ve ilerlemesi halinde körlüğe bile yol açabiliyor. Hastanın hayat kalitesini olumsuz yönde etkileyen bu hastalık, tedavi edilmediğinde görme, zamanla kademeli olarak azalıyor ve gözün merkezinde oluşan karanlık, odak haline geliyor. Büyük oranda yaşlılık hastalığı olarak bilinen sarı nokta hastalığı, aşırı şişmanlığa, şeker hastalığına, sigara kullanımına, retinanın damar tıkanıklığına ve kalıtıma bağlı olarak ortaya çıkıyor. Kalıtıma bağlı olan sarı nokta ise her yaşta ortaya çıkabiliyor. Tüm dünyada giderek artan obezite sorunu ve sigara kullanımı gibi faktörler göz hastalıklarına davetiye çıkarıyor. Aşırı şişmanlık ve sigara kullanımı yüzde 95 oranında görme kaybına ve ileri yaş hastalığı olarak bilinen sarı nokta hastalığına neden olabilir. Görmemizin yüzde 90′ ının meydana geldiği sarı nokta tabakasının işlevinin bozulması ile oluşan ve halk arasında 50 yaş sonrası hastalığı olarak bilinen ‘sarı nokta’ nın görülme oranı son yıllarda arttı . Bunun nedenlerinden biri de obezite ve sigara sorunudur.

HASTALIK İLK ETAPTA BELİRTİ VERMEYEBİLİR

Hastalığın ilk başlarda ciddi belirtiler vermeyebileceğini belirten uzmanlar özellikle 55 yaşından sonra, kişiler, periyodik göz muayenesi olmalıdır. Bu muayeneler hastalığın teşhisi ve tedavisi için çok önemlidir. Hastalığın ilk etaplarda oluşabilecek belirtileri ise; görme kaybı, cisimleri, çizgileri eğri veya kırık görme, göz önünde karartılar, görme kalitesinde bozulma, renk görmede bozukluklar şeklinde olabilir.

HASTALIKTAN KORUNMAK MÜMKÜN

Hastalığın en önemli risk etkenleri yaş, kalıtım, aşırı şişmanlık ve sigara kullanımıdır. İlk iki etkeni ortadan kaldırmak mümkün değildir. Fakat diğer risk etkenleri kontrol edilebilir. Hipertansiyonu varsa düzenlenebilir. Sigara içiyorsa sigarayı bırakması gerekir. Güneş için filtreli güneş gözlüğü takması gerekir. Beslenmede ise Akdeniz diyeti önerilir. Tereyağı, kırmızı et ve kolesterol içeren yiyeceklerden uzak durulması önerilir.

Çocuğunuzda Görülebilecek Şaşılığı İhmal Etmeyin!

20 Nisan 2012 tarihinde dunyagoz tarafından yayınlandı

SASILIK 300x199 Çocuğunuzda Görülebilecek Şaşılığı İhmal Etmeyin!

Şaşılığın büyük çoğunluğu 2 – 3 yaş aralığında ortaya çıkıyor.  7 – 8 yaşına kadar tedavi edilmeyen şaşılık ise görme tembelliğine yol açabiliyor. Erken teşhis ve tedavi ile şaşılıkta yüzde 100 düzelme sağlanabiliyor.

İki gözün koordine bir şekilde paralel bakamaması, bir ya da iki gözün kayması şaşılığı meydana getiriyor. Gözü çeşitli yönlere doğru hareket ettirmek için her bir gözde 6 kas bulunuyor ve bu kasların birinin veya bir kaçının görevini hiç yapmaması ya da eksik yapması durumunda şaşılık meydana geliyor. 7-8  yaşına kadar tedavi edilmeyen şaşılık, bu yaştan sonra görme tembelliğine neden olabiliyor.

Şaşılık; hamilelikte geçirilen ağır hastalıklar, zor doğum, annenin hamilelik sırasında bazı ilaçları kullanması, anne-babanın akraba olması, küçük yaşta geçirilen ağır ve ateşli hastalıklar, küçük yaşta geçirilen havaleler, görme bozukluğu olanlar, ailede gözü kayan veya göz bozukluğu olanlar, şiddetli düşme, çarpma, vurma gibi nedenlerden ortaya çıkabiliyor.

Bebeklik ve çocukluk döneminde görülen kaymaların bir kısmı yalancı kayma olarak tanımlanıyor. Yalancı kayma, göz kapaklarının ve burun kökünün genişliği ile ortaya çıkan yanıltılıcı bir görünümdür. Yalancı şaşılık teşhisinin çocuk hekimi tarafından konmaması gerekir, bu ancak uzman bir göz hekiminin yapacağı muayene sonucunda değerlendirilir.

Şaşılığın birçok çeşidi olduğunu belirten Dünyagöz hekimlerimiz, çocuklarda görülen  şaşılığın en sık çeşidi  göz bozukluğuna bağlı özellikle de hipermetropinin eşlik ettiği akomodatif tip kaymalardır. Bu tip kaymalarda gözlük tedavisi ile şaşılık düzelmektedir. Bir diğer grup ise kırma kusurunun kısmen eşlik ettiği kaymalardır, bunlarda tedavi gözlük gerektiği durumlarda ilave cerrahidir.

Başka bir grupta ise çocukta göz bozukluğu yoktur, sadece kayma vardır, bunlarda ise tedavi genellikle cerrahidir. Tek göz kaymalar göz tembelliği açısından daha çok risk taşırlar.

Erken Teşhis ve Tedavi Çok Önemli

“Doğuştan olan kaymalar genellikle büyük açılı içe kaymalar şeklinde gözüken, çoğunlukla kırma kusurunun eşlik etmediği yani gözlük gerektirmeyen, erken dönemde  (bir yaş civarında) ameliyat edilmesi gereken kaymalardır” diyen doktorlarımız kaymaların büyük çoğunluğunun 2-3 yaş civarında ortaya çıktığını ve genellikle gözlük ile tam olarak düzelebildiğini söyledi.  Gözlük taktığı halde düzelmeyen kaymalara ise cerrahi tedavi gerektiğini vurgulayan doktorlarımız şunları söyledi: “En önemlisi çocuğun göz doktoruna erken götürülmesidir. Onun için bir  yaşına kadar mutlaka aileler çocuklarını göz doktoruna götürmeleri gerekiyor. Çocuğun şaşılığı olmasa bile altta yatan kırma kusurunun zamanından önce düzeltilmemesi ileride kalıcı göz tembelliği riskini de beraberinde getiriyor.

İleri yaşlarda görülen şaşılıkların bir kısmını ise paralitik şaşılık dediğimiz adele felcine bağlı şaşılıklar oluşturmaktadır. Altta yatan neden travma, hipertansiyon, diabet, MS (multipl skleroz), beyin tümörleri, anevrizma da olabilmektedir, tedavileri yöntemleri de nedenine göre değişiklik gösterebilir.

 

Sinem Kobal Lazer Göz Ameliyatı Oldu.

20 Mart 2012 tarihinde dunyagoz tarafından yayınlandı
sinem11jpg 204621821 213x300 Sinem Kobal Lazer Göz Ameliyatı Oldu.

Sinem Kobal Dünyagöz'de lazer ameliyatı oldu.

Sinem Kobal bıçaksız lazer yöntemiyle, gözlerindeki bozukluğu tedavi ettirdi. İki gözünde 4.25 derece miyop bulunan Kobal, Dünyagöz Etiler Hastanesinde geçirdiği operasyonun ardından taburcu edildi. Seksi oyuncunun tercih ettiği ILASIK adı verilen yöntem NASA’da astronotlar ve Amerikan Ordusunda pilotlar için kullanılıyor.

 

ARDA Turan’la ayrılık kararı aldığı haberleriyle gündeme gelen Sinem Kobal, Dünyagöz Etiler Hastanesi’nde ameliyat oldu. Kobal’ın gözleri, “bıçaksız lazer” yöntemiyle tedavi edildi. Ameliyata giren Op. Dr. Efekan Coşkunseven, genç oyuncunun her iki gözünün de 4.25 miyop olduğunu ve operasyonun başarılı geçtiğini söyledi. Tedaviden son derece memnun kalan Kobal, Dünyagöz doktorlarına teşekkür ederek hastaneden ayrıldı. Operasyonun ardından taburcu edilen Kobal’ı ilk arayan Arda Turan oldu.

Modern Katarakt cerrahisi ve lensler ile sağlıklı görüş sizi bekliyor

13 Şubat 2012 tarihinde dunyagoz tarafından yayınlandı

kadin Modern Katarakt cerrahisi ve lensler ile sağlıklı görüş sizi bekliyor
Dünyagöz Hastanesi doktorlarından Prof. Dr. Kazım Devranoğlu, katarakt ameliyatı öncesinde hastaları yeni teknolojiler ve katarakt tedavisi hakkında dikkat edilmesi gerekenler hakkında bilgilendirdi.

Katarakt nedir?
Göz bebeğimizin hemen arkasında saydam merceğimiz yer alır. Bu saydam mercek göze +16 numaralık bir kırıcılık verir. Aynı zamanda yakına bakarken şekil değiştirerek kırıcılığı 3 derece daha artar ve lensin bu refleksi sayesinde yakını 40’lı yaşlarımıza kadar gözlüksüz görürüz. Merceğimizin saydamlığının yitirmesine katarakt denir ve katarakt kendini görme azlığıyla hissettirir. Teknolojinin gelişimiyle son yıllarda kabuk değiştiren katarakt cerrahisi artık eskisi gibi korkulan bir ameliyat olmaktan çıkmış, sıkça yapılan bir ameliyat haline gelmiştir.

Katarakt ameliyatında başarıyı etkileyen faktörler
Fako cerrahisinin başarısı küçük kesili bir ameliyat olmasından kaynaklanır. Göze küçük tüneller açılarak girilir ve merceğin ön kapsülü soyularak alınır. Gözü hem normal basınçta bırakabilmek hem de fako sırasında gözün iç dokularını koruyabilmek için gözün ön bölümü viskoelastik maddeyle doldurulur. Bu aşamada konulan viskoelastiğin kalitesi çok önemlidir. Fako ile ameliyat, merceğin çekirdeğinin küçük parçalara kırılması ve öğütülerek alınmasını sağlayan bir cihazın kullanılmasıyla yapılır. Bu sırada merceğin kapsülünün korunması buraya yeni bir mercek konulacağından çok önemlidir. Fako enerjisini en az ve kısa sürede kullanmak göz içi dokularının zarar görmesini engeller. Kataraktın çekirdeği fakoyla tamamen temizlendiğinde kalan lifler de emilir ve merceğin kapsül kesesi berrak bir şekilde bırakılır. Bu kesenin sağlamlığından emin olununca katlanır bir göz içi merceği tünelden göz içine yerleştirilir. Katarakt ameliyatları dikişsiz sonlandırılır. Gerek görüldüğü takdirde dikiş konulabilir.

Göz içi mercekleri gözü mümkün olduğunca numarasız hale getirmek için konulur. Modern cihazlarla yapılan mercek ölçümleri gözü numarasız bırakabilme imkanı verir. Burada hedef gözü sıfırlamak olsa da idealde yapılmaya çalışılan 1 numaranın altında bir değere ulaşabilmektir. Son yıllarda 2-3 numaraya kadar astigmatı düzeltebilen göz içi lensleri de kullanılmaya başlanmıştır.

Ameliyat öncesi dikkat edilmesi gereken en önemli unsurlar nelerdir?
Katarakt ameliyatı, kullanılan teknik malzemelerin gelişimiyle birlikte, günümüzde kısa süreli tedavi şekline gelmiştir. Ancak başarılı bir katarakt ameliyatını etkileyen üç önemli unsur vardır: Hekimin deneyimi ve ameliyat yapılan kurumun teknolojik ve hijyenik alt yapısı iki önemli unsurdur. Ameliyatın başarısını etkileyen üçüncü önemli unsur ise, ameliyat esnasında gözün içerisine konulan ve ömür boyu göz içerisinde kalacak olan merceğin, kalitesidir. Kullanılması gereken merceğin FDA (Amerika Gıda ve İlaç İdaresi) onaylı olması önemlidir. Dünya üzerinde yüzlerce farklı marka, özellik ve kalitede mercek üreticisi bulunmaktadır. Dünyagöz Hastanesi’nde tüm katarakt-Fako ameliyatlarında Amerika FDA tarafından onaylı ve en kaliteli mercekler kullanılmaktadır.

Göze yerleştirilen Merceğin kalitesi önemlidir!
Kaliteli Merceklerle yapılan ameliyat; Sağlıklı ve net görüş imkânı sağlar. Multifokal mercekler ile aynı anda miyop ve hipermetrop ve varsa katarakt, Toric mercekler ile astigmatınız düzeltilebilmektedir. Yüksek teknolojiyle özel tasarlanmış Gündüz görüşünüzün yanı sıra yüksek kontrast özelliği ile gece görüşünüzde artış sağlar. UV filtresi ile görme merkezi – sarı noktayı zararlı ışınlardan korur.

Kalitesiz Merceklerle yapılan ameliyat sonrası; Kısa sürede görmede azalma nedeniyle yağ lazer tedavisi gerektirebilir. Merceğin saydamlığını yitirmesiyle, merceğin tekrar ameliyatla değiştirilmesi gerekebilir.

Dünyagöz hastanesi deneyimli doktorlarından Prof. Dr. Kazım Devranoğlu şunları ekledi “Katarakt ameliyatı toplumda çok kolay gerçekleştirildiği düşünülen bir ameliyat olarak sanılır. Ancak bilinenin aksine gerek zorluk düzeyi gerekse gösterilmesi gereken önem ve titizlik düzeyi bakımından bir beyin ameliyatından hiçbir farkı olmadığını çok net olarak söyleyebiliriz. Katarakt ameliyatında ameliyatın başarısını, hekimin tecrübesi ve göz içine konulan merceğin kalitesi doğrudan etkiler. Hastanelerimizde yapılan tüm ameliyatlarda Amerikan Sağlık idaresi (FDA) onaylı Alcon IQ katlanabilir göz içi mercekleri kullanılmaktadır. Bu lenslerinin vaka üzerindeki başarısı dünyada kanıtlanmıştır. IQ göz içi lensleri sayesinde görme düzeyi yüksek kalite ve kontrastta sahip olacak, gece görüşü diğer merceklere göre çok daha kaliteli olacaktır.”dedi.

Katarakt ameliyatında hem de uzak ve yakın gözlüklerden aynı anda kurtulmak mümkün mü?
Multifokal lenslerle bu mümkün; Multifokal mercekler çok odaklı göz içi mercekleridir. Hem yakını hem de uzağı net gösterir. Hastanın yaşı, uzak ve yakın gözlük dereceleri, mesleği gibi kriterlerin özel ve detaylı tetkiklerle belirlenen göz yapısından elde edilen sonuçların değerlendirilmesiyle uygun bulunan ve hastalara tavsiye edilen lenslerdir. Bu yeni jenerasyon lensleri rahatlıkla ve çok kısa sürede gerçekleştirilen bir operasyon ile acı-sızı olmadan hastaların göz içine yerleştiriliyor. Bu merceğin uygulandı hastalarımızın ameliyat sonrasında tüm göz kusurları ortadan kalkar. Hastalarımız hem yakını hem de uzağı rahatlıkla görür hale gelir. Cep telefonundaki küçük yazılar, sinemadaki alt yazılar, dizüstü bilgisayarların giderek küçülmesi, yazıların okunamaması gibi sorunlar ortadan kalkar. İyileşme süreci kısa olan bu tedavi yöntemi ile hastalar ameliyattan hemen 1 gün sonra günlük yaşantılarına çabucak geri dönebiliyorlar.

Katarakt ameliyatı ne zaman ve nerede yapılmalı?
Katarakt ameliyatının zamanı, kataraktın yol açtığı görme bozukluğunun hastanın yaşam kalitesini bozduğu zamandır. Görme düzeyinin önemi yoktur. Katarakt ameliyatının en önemli tehlikesi göz içinde enfeksiyon gelişimidir. Enfeksiyon kontrolü düzgün yapılan, sürekli steril malzemelerin kullanıldığı, asepsi antisepsi kurallarının geçerli olduğu hastanelerde çok nadir görülür. Bu tip enfeksiyonlar erken ve ciddi tedavi görmediklerinde gözün kaybına bile neden olabilirler. Enfeksiyon riskini en aza indirmek için iyi bir cerrahi donamım ve sterilizasyon sistemi önemlidir. Hala ciddi risklerinin de olduğunu göz ardı etmeden bu ameliyatların ciddi teknolojik alt yapılı kurumlarda, cerrahi deneyimi yeterli hekimlerce en iyi cihaz ve malzemelerin kullanılarak yapılmasının gerekliliği unutulmamalıdır.

Uluslararası Göz Tedavileri Sempozyumu Yapıldı

06 Şubat 2012 tarihinde dunyagoz tarafından yayınlandı

DSC 01082 300x199 Uluslararası Göz Tedavileri Sempozyumu Yapıldı

Uluslararası göz tedavileri sempozyumu bu yıl ilk kez Dünya Göz Hastanesi tarafından gerçekleştirildi. “Söz Gözün Uzmanlarında” uluslararası sempozyumuna  nörooftalmoloji ve oküloplasti alanında dünyadan ve Türkiye’den hekimler katıldı.

Sempozyum kapsamında düzenlenen halk toplantısında sinir hastalıklarının gözde belirtileri, kozmetik kapak cerrahisinde son tedavi yöntemleri, göz tümörleri, çift görme gibi konulara yer verildi.

Toplantıya Amerika Will Eyes Hospital’den Prof. Dr. Jurij Bilyk, Will Eye Hospital’den Prof. Dr. Robert Sergott, Michigan State University’den Prof. Dr. Eric Eggenberger, Prof. Dr. Akın Banaz ve Op. Dr. Levent Akçay, Op. Dr. Umur Kayabaşı katıldılar.

“GÖRME SİNİRİ İLTİHABI OLANLARDA MS GELİŞEBİLİYOR”

Görme siniri iltihabı olarak bilinen Optik nevrit hakkında bilgi veren Op. Dr. Umur Kayabaşı, hastalığın 18 ila 45 yaş arasında ve en çok kadınlarda görülen bir hastalık olduğuna dikkat çekti. Tek gözde ağrılı görme kaybıyla ortaya çıktığını belirten Op. Dr. Kayabaşı, renk ve parlaklıkta da azalma olduğunu bunların ise önemli bulgular olduğunu söyledi.

Teşhiste beyin MR ‘ı kullandıklarını söyleyen Op. Dr. Kayabaşı, beyinde görülen beyaz lekelerin veya plakların ileride MS hastalığına yol açabildiğini kaydetti.

“Bazı durumlarda tedavi yapmasak bile 3-5 hafta içerisinde hastanın görmesi düzelmeye başlıyor” diyen Op. Dr. Umur Kayabaşı, optik sinir iltihabı geçiren hastalarda 10 yıl içinde yüzde 35 oran ile ya aynı ya da diğer gözde nüks görüldüğünü söyledi. MS hastalarının yüzde 50’sinde görme siniri iltihabının bir aşamada görüldüğünü; yüzde 20 olguda ise MS’in görme siniri iltihabı ile başladığını belirtti. Optik sinir hastalıkları sonrasında veya optik nevrit sonrasında MS ihtimali riskinin ilk 5 yılda yüzde 30 civarında olduğunu vurgulayan Op. Dr. Kayabaşı, riskin 15-20 yılda ise kadınlarda yüzde 75’e kadar yükseldiğini belirtti.

Tedavide serumla yüksek doz kortizon kullanıldığını söyleyen Op. Dr. Umur Kayabaşı, beyinde plaklar varsa o zaman interferon tedavisi yaptıklarını söyledi.

Amerika’da 400 bin MS hastası olduğuna dikkat çeken Prof. Dr. Eric Eggenberger ise MS’de hissizlik, uyuşma hissi, mesane sorunları, denge sorunları, çift görme, görme kaybı belirtilerinin ilk belirtiler olduğunu; erken teşhis ile hastayı erkenden tedavi etmenin mümkün olduğuna değindi.

GÖZ KAPAĞININ DİNAMİKLERİ DEĞİŞMEMELİ

Göz estetiği hakkında bilgi veren Prof. Dr. Akın Banaz ise kozmetik blefaroplasti ile göz kapağı ve gözaltı torbaları sorunlarının ortadan kalktığını anlattı.

20’li 30’lu yaşlarda bile bu sorunla karşılaşıldığını söyleyen Prof. Dr. Banaz, bu sorunların kişinin günlük yaşantısını etkilediğini belirtti.

Üst göz kapağı ameliyatı yaparken çok dikkatli olmak gerektiğini vurgulayan Prof. Dr. Banaz, ameliyattan sonra göz kapağının dinamiklerinin değişmemesinin önemli olduğunu; yani hastanın gözünü sağlıklı bir şekilde açıp kapaması gerektiğini belirtti.

Kuru göz ve gözyaşı kanalı tıkanıklığı hakkında bilgi veren Op. Dr. Levent Akçay ise gözde yanma ve batma hissi, göz yüzeyinin kaşınması, kızarıklık, bulanık görmeyi kuru gözün belirtileri olarak anlattı. Tedavide ise suni gözyaşlarının önemli olduğunu belirten Op. Dr. Akçay, ancak hastalık ilerlemişse başka yöntemler kullanılabileceğini söyledi.

“GÖZYAŞI KANALI TIKANIKLIĞINA MASAJ ÖNERİLİYOR”

Gözyaşı kanalı tıkanıklığının belirtilerini ise gözde kızarma, çapaklanma, batma hissi olarak tanımlayan Op. Dr. Akçay, hastalığın çocuklarda doğumdan hemen sonra ya da 3-4 ay sonra gözde sulanma ve çapaklanma şeklinde kendini gösterdiğini açıkladı. Gözyaşı kanalı tıkalıysa masaj yapmak gerektiğini söyleyen Op. Dr. Akçay, #8220;Masajı 6 ay boyunca yapmak gerekir, böylece basınç ile sıvının aşağıya akması sağlanır” dedi.
Prof. Dr. Jurij Bilyk ise “Masaj 6 ay boyunca devam etmelidir, bu işlem çoğu çocukta işe yarayacaktır ve ameliyat olmasına gerek kalmayacaktır” şeklinde konuştu.

Masajın yeterli olmadığı kişilerde sondalama diye özel bir işlemle gözyaşı kanalı içine girip çıkılarak tedavi yapıldığını bildiren Op. Dr. Akçay, işlemin her bir göz için 15 dakika harcandığını söyledi.

Op. Dr. Akçay, yetişkinlerde gözyaşı kanalı deliği tıkalıysa içine silikon tıkaç yerleştirerek punktum deliğini açtıklarını söyledi. Kanalın diğer tarafında da tıkanıklık olduğu durumlarda ise tek tedavi yönteminin cerrahi olduğunu kaydetti. Cerrahinin iki
şekilde yapıldığını belirten Op. Dr. Akçay, ameliyatı dikiş ve lazer yöntemiyle yaptıklarını
söyledi.

Dikişli ve lazerli ameliyatlar hakkında bilgi veren Op. Dr. Akçay, şunları
söyledi:“Dikişli ameliyatta göz yaşı kanalına ulaşarak burnun içine yeni bir bölge açıyoruz, yani göze by-pass yapıyoruz. Dikişsiz ameliyatta ise; göz ve gözyaşı kanalına zarar vermeden lazerle punktum deliğini genişletiyoruz. Gözü kapatmadan hastayı eve gönderebiliyoruz”

 

Mavi hap insanı kör ediyor

tarihinde dunyagoz tarafından yayınlandı

untitled Mavi hap insanı kör ediyor
Cinsel gücü artıran ilaçları kullananlarda, tedavi edilemeyen körlük riski oluşuyor.

Cinsel gücü artıran ilaçların, sadece yarım saat içinde körlüğe sebep olabildiği belirlendi.Kayda geçmeyen vakalar nedeniyle tam bir sayı verilemiyor. Bu ilaçlara bağlı körlüğün tedavisi ise mümkün değil.

ABD’de, ilacın reklamında bu riskle ilgili uyarı yapılması zorunluluğu getirilirken, Türkiye’de de bu ilacı kullanan hastalardan kör olanlar olduğu öğrenildi. Dünya Göz Hastanesi tarafından düzenlenen “Söz gözün uzmanlarında” adlı konferansta, bu alandaki yeni çalışmalar tartışıldı.

Amerika’nın en büyük dünyanın ise üçüncü göz hastanesi olan Philadelphia’daki Wills Eye Hastanesi’nden Nöro Oftalmoloji Bölüm Başkanı Profesör Robert Sergott, cinsel gücü artıran ilaçların göz üzerinde önemli yan etkilerini saptadıklarını açıkladı. Yüksek tansiyon, kolesterol ya da diyabet hastası olan ve bu ilaçları kullanan kişilerin körlük riski taşıdığı iddiası 2005′ten beri gündemdeydi.

150′nin üzerinde yayımlanmış makalesi bulunan Prof. Dr. Sergott, bu tür riskleri bulunmayan kişilerin de ilaç nedeniyle ani körlük yaşayabileceğine dikkat çekerek, “Bu ilacı alan hastalarda gözün optik sinirleri bir tür kriz geçiriyor. Damarlar aniden tıkanıyor ve bazen tek, bazen iki gözde aniden körlük oluşuyor. Kimi zaman da gözler yalnızca mavi beyaz görebiliyor” dedi.

BAŞKA İLAÇTA YOK

Başka hiçbir ilacın bu tip ani körlük oluşturmadığını vurgulayan Prof. Dr. Sergott şöyle devam etti: “İlacı aldıktan yarım saat sonra hızla gelişen bir şekilde körlük meydana gelebiliyor.

100 bin vakada 3-4 kişide geliştiği açıklandı ancak bu konudaki veri toplama çalışmaları devam ediyor. Körlüklerin bu nedenle oluştuğu tahmin edilemiyordu, şimdi araştırmalar yoğunlaştı.” Sergott, ilaçlar pazara çıktığında bütün klinik testlerinin yapıldığını ancak bu etkilerinin kullanıma bağlı olarak fark edildiği de sözlerine ekledi.

Hastaların ilacın bu etkisini kabullenmedikleri için gözlerini kaybedebildiklerinin altını çizen Prof. Sergott, “Kaliforniya’da bir hastam bu nedenle önce bir gözünü kaybetti. İlacı kullanmaya devam etti, kendisini uyardık ancak hemen ardından diğer gözü de kör oldu” diye konuştu.

TÜRKİYE’DE 2 VAKA

Cinsel gücü artırıcı üç ilaçta da aynı sorunun ortaya çıktığını özellikle vurgulayan Prof. Dr. Robert Sergott, körlük oluştuktan sonra düzeltme şansı bulunmadığına ve erken teşhis edilemediğine de işaret etti.

Konferansın moderatörü olan Dünya Göz Hastanesi doktorlarından Umur Kayabaşı da, Türkiye’de reçetesiz bile satılabilen bu ilaçlara ilişkin körlük vakalarının yaşandığını anlatarak, “Türkiye’de bu nedenle kör olan iki vakamız oldu. Hastalar öncelikle bu ilaçları kullandıklarını söylemek istemiyorlar. Körlükle bir bağlantı kuramadıklarından önlem de almıyorlar” dedi.

Türkiye’de yan tesirler büyüteçle okunabiliyor
Prof. Dr. Aykan Canberk (İstanbul Üniversitesi Farmakoloji Bilim Dalı): Körlük ihtimali düşük bile olsa yine de uyarmak gerekiyor. Bu ilaçlar geçici körlüğün yanı sıra kalıcı körlük de yapabiliyor. Özellikle diyabeti olan kişilerin dikkatli olması gerekiyor.

Kontrol edilemeyen yüksek tansiyon ve diyabet vakalarında cinsel gücü artırıcı ilaçlar istenmeyen yan etkiyi yapabiliyor. Türkiye’de ilaçların prospektüslerinde büyüteçle okunabilecek kadar küçük olarak ‘geçici körlük yapabilir’ yazıyor. Bu yeterli değil.

Göz Estetiğinden, Göz Siniri Hastalıklarına Kadar Her Şey

04 Ocak 2012 tarihinde dunyagoz tarafından yayınlandı

FACEBOOK BANNER4 300x120 Göz Estetiğinden, Göz Siniri Hastalıklarına Kadar Her Şey

GÖZ ESTETİĞİNDEN GÖZ SİNİRİ HASTALIKLARINA KADAR BİLMEK İSTEDİKLERİNİZ

Amerika’nın en iyi hastanelerinden Wills Eye Hospital ve Michigan State University uzmanlarının katkıları ile

GÖZ HASTALIKLARI SEMİNERİNE DAVETLİSİNİZ…

• GÖRME SİNİRİ HASTALIKLARI, MULTİPL SKLEROZ
Dr.Kayabaşı / Dünyagöz, Dr Sergott / Wills Eye Hospital, Dr.Bilyk / Wills Eye Hospital, Dr Eggenberger / Michigan State University

• GÖZ KAPAĞI ESTETİĞİ, GÖZ TÜMÖRLERİ

Dr.Banaz / Dünyagöz, Dr.Sergott, Dr Bilyk / Wills Eye Hospital

• ÇOCUKLARDA VE YETİŞKİNLERDE GÖZYAŞI KANAL TIKANIKLIKLARI

Dr.Akçay / Dünyagöz, Dr.Sergott, Dr.Bilyk / Wills Eye Hospital

7 Ocak 2012 Cumartesi, Saat:10.30-14.00 arası Dünyagöz Etiler Şubesi’nde gerçekleşecektir.
Katılım ücretsizdir. Simultane tercüme mevcuttur.
Kayıt için: 0212 362 32 32 – (Dahili: 5055-5051)

Kış güneşinde “gözlük takın” uyarısı

01 Aralık 2011 tarihinde dunyagoz tarafından yayınlandı

11815 420x315 300x282 Kış güneşinde “gözlük takın” uyarısı

Dünyagöz Hastanesi doktorlarından Op. Dr. Melike Gedar, gözün uzun süre güneşin ultraviyole (UV) ışınlarına, kuru hava ve toza maruz kalması sonucu oluşan, halk arasında kuşkanadı veya et yürümesi diye bilinen hastalığın, kış aylarında da gözü tehdit ettiğini belirterek, bu aylarda da güneş gözlüğü takılması uyarısında bulundu.

Gedar, yaptığı açıklamada, yaz aylarında güneşli ve açık havalarda gözü korumak için güneş gözlüğü kullanıldığını ancak kış aylarında gözlüklerin unutulduğunu belirtti. “Gözün uzun süre güneşin ultraviyole (UV) ışınlarına, kuru hava ve toza maruz kalması sonucu oluşan, halk arasında kuşkanadı veya et yürümesi diye bilinen pterygium hastalığı kış aylarında da gözü tehdit ediyor” ifadesine yer veren Gedar, hastalığın kış aylarında görülme sıklığının fazla olduğunu kaydetti.

Gedar, kuşkanadı hastalığı veya et yürümesi diye bilinen hastalığın gözün beyaz kısmını örten zarın kalınlaşması ve kornea (gözün saydam kısmı) üzerine doğru ilerleyerek büyümesi olduğuna dikkati çekerek, hastalığın büyüdükçe gözde kırmızılık ve batma gibi rahatsızlıklara, sonunda da korneanın düzgün yüzeyini değiştirerek görme bozukluklarına neden olduğunu, çok ileri vakalarda da göz bebeğini kapatarak hastanın görmesini tamamen bloke ettiğini anlattı.

Türkiye 4 mevsim güneş alıyor

Kuşkanadı hastalığının genellikle Türkiye gibi 4 mevsim güneş ışığının eksik olmadığını ve karlı ülkelerde görüldüğünü belirten Gedar, şunları kaydetti:

“Hastalığın oluşmasındaki öncelikli neden, gözün UV ışınlarına aşırı maruz kalması. Hastalık sıcak ve güneşli iklimleri seviyor. Türkiye’de, Akdeniz ve Güneydoğu bölgelerinde diğer bölgelere oranla daha sık rastlanıyor. Bir diğer neden ise, kuru hava ve tozlu ortamlar. Sörf sporu yapan veya balık avlamaya fazla zaman harcayan kişilerde hem UV ışınlarına, hem de tozlu ortamlara uzun süre maruz kalmaları nedeniyle pterygium oluşma ihtimali yüksektir.

Hastalıktan korunmanın en iyi yöntemi UV 400 korumalı güneş gözlüklerini, güneşli açık havada, karlı havalarda da düzenli olarak kullanmak. Güneş gözlüklerinin göz etrafı cilt dokusu ile gözlük çerçevesi arasında geniş boşluk olanlar yerine, göz etrafını saran tasarımla yapılmış olanlar tercih edilmelidir. Geniş siperli şapka takmak ilave koruma sağlayacaktır.”

Dünyagöz Hastanesi’nden Op. Dr. Melike Gedar, hastalığın hafif vakalarda sun’i gözyaşı damlalarıyla giderilebildiğini anlatarak, göz damlalarına rağmen gözdeki kızarıklık, iritasyon, bulanık görme şikayetleri devam etmesi veya pterygiumun sürekli büyümesi nedeniyle görmenin azalması durumunda cerrahi işlem yapılması gerektiğini ifade etti.